OKB Tedavisi
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), istem dışı gelen takıntılı düşünceler (obsesyon) ile bu düşüncelerin yarattığı huzursuzluğu azaltmak için yinelenen davranışlardan (kompulsiyon) oluşur. Görülme sıklığı yaklaşık %2,3 olan OKB, her yaşta başlayabilir ve tedavi edilmediğinde kronikleşme eğilimi taşır.
Bulaşma, kuşku, simetri ve zarar verme gibi pek çok farklı takıntı türleri bulunur. Psikoterapi yoluyla tedavisi mümkün olan bir sorundur. Bursa OKB tedavisi hakkında daha fazla bilgi almak için whatsapp ile iletişime geçebilirsiniz.
- Bursa / Nilüfer
Sizinle İletişime Geçelim
Size en uygun olanı seçin, dilerseniz yazın dilerseniz arayın.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?
Obsesif kompulsif bozukluk, rahatsız edici takıntılı düşüncelere (obsesyon) ve bu istem dışı düşüncelerin yarattığı kaygıyı gidermek için yapılan yineleyici davranışlara (kompulsiyon) neden olan bir sorundur. Oluşan döngü, çoğunlukla günde bir saatten fazla zaman alır ve kişinin günlük işlevini büyük oranda bozar.

Toplumda her 40 yetişkinden yaklaşık bir kişiyi yaşamının bir döneminde etkileyen obsesif kompulsif bozukluk hem yetişkinlerde hem de çocuklarda görülebilir. Belirtilerin, kadınlarda yaklaşık %1,8; erkeklerde ise yaklaşık %0,5 oranında rastlandığı bildirilir.
Obsesyon ve Kompulsiyon Arasındaki Fark
Obsesyon, kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, isteği dışında gelen düşünce, görüntü ve dürtülerdir. Bu düşünceler yoğun kaygı, iğrenme ya da kuşku duygusu yaratır. Kompulsiyon ise bu kaygıyı azaltmak için yapılan yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemlerdir.
OKB’yi sıradan bir titizlikten veya alışkanlıktan ayıran nokta, bu düşünce ve davranışların kişinin değerleriyle çelişmesidir. Birey, kompulsiyonları yapmaktan rahatsızlık duyar, fakat kendini yapmaya mecbur hisseder.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Neden Olur?
OKB’nin tek nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, beyindeki serotonin sisteminin işleyişindeki farklılıklar, çocukluk çağı stres ve travmaları ile bazı kişilik özelliklerinin etkileşimi sonucu bu sorunun ortaya çıktığı düşünülür. Stresli yaşamsal olaylar belirtileri başlatabilir veya şikayetleri şiddetlendirebilir.
Genetik ve Biyolojik Etkenler
Araştırmalar, OKB’nin kalıtsal olarak aktarılabildiğini göstermektedir. Birinci derece akrabalarında OKB bulunan kişilerde görülme oranı, genel topluma kıyasla daha yüksektir ve bu oran yaklaşık %10-11 düzeyinde bildirilir.
Biyolojik açıdan, beyin içindeki sinirsel iletimde rol oynayan serotonin maddesinin işleyişindeki değişikliklerin OKB ile ilişkili olduğu düşünülür. Bu nedenle OKB bir irade zayıflığı değil, nörobiyolojik bileşenleri olan bir durum olarak değerlendirilir.
Çevresel ve Psikolojik Etkenler
Çocukluk çağı travmaları, önemli kayıplar, yoğun stres dönemleri ve ailevi baskılar, OKB’nin ortaya çıkışında pay sahibi olabilir. Kişinin düşüncelerine yüklediği anlam da önemlidir.
Gelip geçici düşünceleri çoğu insan önemsemez. Ancak bu düşüncelere aşırı sorumluluk ve tehlike anlamı yükleyen, kontrol kaybından korkan bireylerde düşünceler tehdit haline gelir. Düşünceyle mücadele ettikçe takıntı daha sık akla gelir ve kaygı artar.
OKB Belirtileri ve Karakteristik Özellikler
OKB belirtileri, obsesyonlar ve kompulsiyonlar olmak üzere iki grupta incelenebilir. Belirtiler kişiden kişiye, kültürden kültüre değişebilir. Aşağıda, en sık görülen takıntı hastalığı belirtileri sıralanmıştır.

- Mikrop, kir veya hastalık bulaşacağına ilişkin bulaşma düşünceleri
- Kapı, ocak, ütü gibi nesnelerin açık kaldığına dair sürekli kuşku
- Kendine veya başkalarına istemeden zarar verme korkusu
- Her şeyin simetrik, eşit ve tam doğru olması gerektiği düşüncesi
- Dini, cinsel veya saldırgan içerikli, istenmeyen düşünceler
- Hata yapma, önemli bir şeyi unutma veya kaybetme kaygısı
Sıklıkla rastlanan kompulsiyon çeşitlerinden bazıları ise aşağıdakiler gibidir:
- Aşırı veya belirli bir düzende el yıkama, temizlik ve banyo yapma
- Kapı, kilit ve elektrikli aletleri tekrar tekrar kontrol etme
- Eşyaları belirli bir sıraya veya simetriye göre düzenleme
- Belirli sözcükleri, duaları ya da sayıları içinden tekrarlama
- Olayları zihinde tekrar gözden geçirme gibi zihinsel kompulsiyonlar
- Kaygı yaratan durumlardan ve nesnelerden kaçınma
Bu davranışlar uzun süre devam ettiğinde fiziksel sonuçlar da doğurabilir. Örneğin; sürekli el yıkama sorunu olan bireylerde ciltte tahriş ve kızarıklık görülebilir.
Her Takıntı OKB midir? Bilinmesi Gerekenler
Temiz, düzenli veya dikkatli olmak başlı başına bir hastalık değildir. Bir düşünce ya da davranışın obsesif kompulsif bozukluk düzeyinde sayılabilmesi için günlük işlevi bozacak kadar şiddetli, sık ve zaman alıcı olması gerekir. Aşağıdaki tabloda, günlük alışkanlıklar ile OKB düzeyindeki belirtiler karşılaştırılmaktadır.
| Özellik | Günlük Alışkanlık / Kişilik Özelliği | OKB / Profesyonel Destek Düzeyi |
|---|---|---|
| Süre | Kısa sürer, günü etkilemez | Günde bir saatten fazla zaman alır |
| Kontrol | Kişi davranışı kolayca durdurabilir | Davranış durdurulamaz, mecburi hissedilir |
| Duygu | Rahatsızlık vermez, hatta keyiflidir | Yoğun kaygı, sıkıntı ve huzursuzluk yaratır |
| İşlevsellik | İş, okul ve ilişkileri aksatmaz | İş, okul ve sosyal yaşamı belirgin biçimde bozar |
| İçgörü | Davranış kişinin değerleriyle uyumludur | Kişi mantıksız bulsa da kendini yapmaya zorlanmış hisseder |
Belirtilerin OKB olup olmadığına dair ayrım, bireyin kendi başına yapabileceği bir değerlendirme değildir. Bu nedenle kuşku duyulan durumlarda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir.
OKB Tedavi Yöntemleri ve Psikoterapi
OKB belirtilerinin kendiliğinden iyileşmesi çoğu zaman beklenmez ve kronikleşme eğilimi yüksektir. Yapılan bir araştırmaya göre belirtilerin başlamasından profesyonel değerlendirme yapılıncaya kadar geçen süre ortalama 7 yıldır. Bu neden erken teşhis, sürecin bu kadar uzamasını önleyen bir etmendir. Uygun tedavi gören bireylerde şikayetlerde azalma, işlevsellikte ve yaşam kalitesinde büyük oranda artış görülür.
OKB’nin psikoterapi ile tedavisinde, bireyin takıntılarını sürdüren düşünce ve davranış kalıplarını fark etmesi ve değiştirmesi beklenir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), OKB tedavisinde en sık başvurulan psikoterapi yaklaşımlarından biridir. BDT’de birey, rahatsız edici düşüncelere yüklediği abartılı tehlike ve sorumluluk algısını fark etmeyi öğrenir.
Terapi sürecinde kişinin işlevsel olmayan inançları, daha gerçekçi değerlendirmelerle değiştirilir. Düşünceleri gerçekmiş gibi algılama eğilimi azaldıkça, kompulsiyon yapma ihtiyacı da geriler. BDT hem belirtilerin azaltılmasında hem de nükslerin önlenmesinde önemli bir rol üstlenir.
Maruz Bırakma ve Tepki Önleme
Maruz bırakma ve tepki önleme yönteminde birey, kaygı yaratan durumlarla kontrollü biçimde yüzleşir ve ardından kompulsif davranışı yapmaktan kaçınır. Kişi, korktuğu sonucun gerçekleşmediğini bizzat deneyimledikçe kaygı zamanla azalır. Böylece kaçınma ve tekrarlama döngüsü zayıflar.
Bursa’da obsesif kompulsif bozukluk tedavisi hakkında daha fazla bilgi almak ve bir görüşme planlamak için iletişime geçebilirsiniz.
OKB Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
OKB ömür boyu sürer mi?
OKB kronikleşme eğilimi taşır; tedavi edilmediğinde belirtiler yıllarca sürebilir. Ancak uygun psikoterapi ile belirtiler büyük oranda azaltılabilir ve birey, işlevselliğini geri kazanabilir. Erken teşhis, bozukluğun yaşam boyu süren bir yüke dönüşmesini önlemeye yardımcı olur.
OKB çok ilerlerse ne olur?
İlerlemiş OKB’de obsesyon ve kompulsiyonlar günün büyük bölümünü kaplar; iş, okul ve ilişkilerde işlev kaybına yol açar. Kaçınma davranışları artar, kaygı ve depresif belirtiler eşlik edebilir. Bu nedenle belirtiler şiddetlenmeden bir uzmana başvurmak önemlidir.
OKB’li olup olmadığımı nasıl anlarım?
Takıntılı düşünce ve davranışların günde bir saatten fazla zaman alması, yoğun kaygı yaratması ve günlük işlevi bozması OKB varlığını düşündürür. Kişinin bu düşünceleri mantıksız bulması da sıklıkla rastlanan bir durumdur. Fakat OKB teşhisini ancak bir ruh sağlığı uzmanı koyabilir.
OKB ilaçsız geçer mi?
Bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma–tepki önleme yöntemleri, OKB’de uygulanabilen, bilimsel kanıtları bulunan psikoterapi yaklaşımlarıdır. Pek çok birey, ilaçsız psikoterapi yoluyla iyileşir. Fakat ilaç gereksinimi kişiye özeldir ve bu karar, bir hekim tarafından değerlendirilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)